• Şırnak23 °C
  • Batman28 °C
  • Diyarbakır26 °C
  • İstanbul21 °C
  • Ankara24 °C

Edip Akar / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Devlet nezaretinde PKK vahşeti sürüyor

28 Ekim 2014 Salı 20:20

Hayırda yarışan insanlara vahşice saldırılar oldu, kimileri katledildi, katledilmeye de devam ediliyor. Devlet büyükleri sitem etmekle yetiniyor. Bu yaşananlar yürek yakıcı, acı olaylardır. Belki de asıl acı olan; saldırgan gençlerin canavarca hareket eder bir hale gelmiş olmasıdır. Daha ötesi; Kürtlere ihanet edenlerin, onları ateşlere atanların hala onlara baş olması ve bu akılsız başların yaşanan o kadar acıya rağmen arsızca sorumsuzluklarına devam etmesidir. 

Gözden kaçan/kaçırılan birkaç noktaya değinmek istiyorum. Belki dili uzun olanların ağızlarını kapatmaya bir nebze olsun faydası olur. 

1. Kobani bahanesi ile tüm beldeleri Kobani’ye çevirenler kime ne yarar sağladıklarına bir bakmalıdır. IŞİD bu saldırılardan hiçbir zarar görmemiştir. Hatta “bunlar IŞİD’ten daha vahşi” kanaati ile IŞİD’e bir taraftarlık bile doğurmuştur. Olaylar sırasında tüm birimleri ile sokaklardan çekilen Türkiye devleti de zarar görmedi. Hatta elde ettikleri kozla devletin yararına yeni kanunlar çıkarıyorlar. 

Zararlı çıkan; huzursuzluğuyla, ekonomik kaybıyla ve de en önemlisi 40’a yakın can kaybıyla Kürtlerdir. Ancak Kürtler de kendilerini ateşe sürükleyen bu düşüncesizlerin yüzünü görüp arkalarından çekilirse şerden bir hayır görmüş olacaktır. Akılsız başın cezasını çekmemek için bu muhasebe, Kürtler için hayati önem taşımaktadır. 

2.HDP’den ekranlara çıkan yetkililer, katledilen gençlerin hesabı karşısında diğer ölümleri gösteriyorlar. Adeta “onlardan öldüyse bizden de öldü” diyorlar. Bu şekilde “ödeştik, unutalım” demeye getiriyorlar. “Bir sağdan, bir soldan astık” diyen darbeci zihniyetle büyüdüklerini gösteriyorlar. 

Oysa biz şu gerçeğin farkındayız ki; kendi tarafınızda öldüğünü söylediğiniz gençler dahi sizin mağdurunuzdur. Onları sokaklara süren sizler, onların da katillerisiniz. Cenaze kapma yarışına girmeyin. Çünkü bölgede yaşayan herkes, sizin ne kadar ölü sevici olduğunuzu biliyor. 

3. Göz önündeki katliamı konuşmak yerine –hazıratı sumen altı amacıyla- sözü geçmişe götürüp bir travma tantanası tutturanlar var. Yok, geçmişte Hizbullah şunu yapmış bunu yapmış diye. 

Bir kere solcusu-sağcısıyla, dinsiziyle imansızıyla herkesin aleyhinde konuştuğu; iftiralar attığı bir dönemde tek bir kere bile kendini savunma, ifade etme imkânı bulamamış bir cemaattir Hizbullah. Böyle bir yapı hakkında kötü bir algı oluşmasından daha doğal ne olabilir. Bu bahsedip onunla cürümlerinizi saklamaya çalıştığınız algıyı; zaten kendiniz uydurmuş, oluşturmuşsunuz. Etrafa saçtığınız saçmalıkları toplamak, oluşturduğunuz negatif algıyı düzeltmek Hizbullah’ın görevi değildir. 

İkincisi, 90 yıllık TC vahşetleri, zulümleri sanki hiçbir travma bırakmamış;  PKK’nin öldürdüğü binlerce insan, bastığı yüzlerce karakol veya köy hiçbir travma bırakmamış; Jitem’iyle, çeteleriyle derin devlet vesaire halkı katleden o kadar yapı hepsi temizlendi ancak 14 yıldır silahlı hiçbir eylem yapmayan Hizbullah, travmasıyla ortada kaldı. 

4-Daha çok dost diliyle konuşanların bir temennisi var: HÜDA PAR ve Hizbullah sağduyulu davranmalıymış; PKK’nın provokasyonlarına gelmemeliymiş. 

Öncelikle; HÜDA PAR zaten kurulduğu ilk günden beri şiddetten uzak duracağını, provokasyona gelmeyeceğini –tıpkı Mısır’daki İhvan gibi- ısrarla açıklıyor. Onca saldırıya rağmen bu tavrını da korudu. Sadece teşkilatlarının bizzat içine yapılan saldırılar karşısında nefsi müdafaa yapacağını söylüyor. Buna da kimse “hayır” diyecek değil herhalde. 

Gelelim Hizbullah meselesine… Devletin, icraatları ve polisinin diliyle “başınızın çaresine bakın” dediği yerde, Hizbullah angajman kurallarını değiştirmişse; sahipsiz bırakılan bir halkı sahiplenmişse; bunda kimin kabahati vardır? Köpeklerin çokça dolaştığı bir mahalleden geçerken; insanın eline birkaç taş alması gerekmez mi? Almamak ahmaklık olmaz mı? 

Son olarak; Öcalan’ın özellikle 2013 Nevruz nutkuyla; Demirtaş’ın da cumhurbaşkanlığı adaylığıyla pazarlanan demokrat, hümanist maskeleri bu son olaylarla paramparça oldu. 

Artık kamuoyunun cici laflar yerine rutbe-i aklı eserde bulduğu bir döneme girdik. Herkes, kimin ne eser bıraktığına bir daha bakarsa; PKK türevlerinin arkalarında bıraktığı “demokratik” vahşeti net olarak görecektir. 

Allah, halkımıza zalimi görecek göz, yetkililere de zarardan dönebilecek irade versin.

 

Bu yazı toplam 1458 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
  • Yavuz: Ne felaket tellallığı ne de hamaset kolaycılığı
  • Erdoğan ABD'nin Türkiye'yi tehdit ettiğini açıkladı
  • Öldürülen PKK'li tartışmalı belgeselde rol almış
  • "Kur’an kurslarımızı önemsiyor, yıl boyunca devam etmesini istiyoruz"
  • 18 yıldır evlat hasreti çeken anne hayata gözlerini yumdu
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Cizre Medya Medyadaki Gözünüz! | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA