• Şırnak29 °C
  • Batman30 °C
  • Diyarbakır31 °C
  • İstanbul28 °C
  • Ankara27 °C

Hüseyin Ebuliz / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kemalizm’in İhlâslı Kulu: Abdullah Öcalan

15 Şubat 2014 Cumartesi 17:29

               

Adı Abdullah Öcalan. Babası oğluna karşı ilahi mesuliyetini yerine getirmek için, İSLAM Dininin en abdal kabul ettiği iki isim’den yani Abdullah ile Abdurrahman isminden, birisi olan Abdullah koymuştur.

Babası İslami terbiyesi gereği okumaya da teşvik etmiş ki hakkı boynunda kalmasın. Anlaşılan o ki Abdullah Öcalan’ın Baba terbiyesinde diğer bir tabirle aile terbiyesinde bir yanlışlık yoktur.

Yaptığı bütün cürümler kendisine aittir ve aile terbiyesinden kaynaklanmamaktadır. Peki, üzerinde bulunduğu değerlerini terk etmişse öyleyse terbiyesini nereden aldı veya kimler terbiye etti. Tam da bilinmesi/irdelenmesi gerekende budur.

Öcalan’ın aile terbiyesi almışken, ailesi tarafından okutulmuşken ne oldu da kendi ırkına yıllardır amansız zulümler dayatan Şamanistlerin “ihlaslı bir kulu” haline geldi.

Onu aile değerlerinden, inanç değerlerinden ve Kürtlerin değerlerinden uzaklaştıran ve halkına laikliği dayatan Kemalist’lerle el ele verip “emir bekleyen subay” sıfatına haiz eden neden ne olabilir.

Öncelikle Kürt halkı tarih boyunca İslam’a ve mukaddesata hep sahip çıkan milletlerden birisi olmuş, canı ve malı pahasına İlahi değerlere sırtını dönmemiş ve dünyanın geçici zevkini elinin tersiyle itip ahiretin baki güzelliklerine talip olmuş bir millettir.

Kürt halkı bu değerlere sahip çıktığı ve İslam’a gönül bağı ile bağlandığı için 90 yıldır Atatürk ve İnönü’nün ve bu zihniyete sahip insanların zulmüne maruz kalmaktadır.

90 yıldır Kürtleri bu değerlerden, İnancından, kimliğinden, öz değerlerinden ve fıtri yapısından uzaklaştıramayan, Laiklik bekçileri, çareyi Kürtlerden birini gene Kürtlere musallat etmek ve yozlaşma, islam’dan uzaklaştırma taşeronluğunu Kürtlerden birine yüklemekle buldu. Kendisine sadık, ihlasla çalışan bir eri yani Abdullah Öcalan’ı seçti.

Hakikaten de Öcalan Laikliğin Güneydoğu’daki teminatlığını yüklenmiş, Laik rejime ve ergenekona sadakatle bağlı olup “ihlâslı kul” misyonunu başarıyla yerine getirmiştir…

Öcalan kendini her zaman devletin hizmetine amade kabul etti ve kendini “devletin eri” olarak addetti. Öcalan, periyodik şekilde hamisi devletin fikri yönlendirmeleri doğrultusunda hareket etmek için Kemalizm’in bekçileri tarafından “yozlaş(tır)ma dersleri”ni aldı.

Kandil’de ergenekonun kurucularından olan Doğu Perinçek’lerle,boy boy fotoğraf çekti ve Suriye’de ergenekonun fikir babalarından birisi olan Yalçın Küçük’lerle rakı masalarında bir araya geldi, emir talimat aldı ve biat tazeledi. “Kemalizm’in ihlâslı kulu” olduğunu devlet erkânlarına Ergenekon aracılığıyla ulaştırdı.

Öcalan “Bu ülkede Kürtler yoktur, varsa da biz Türklere hizmet etmeye mecburdur” diyen Kemalist odaklardan aldığı terbiye gereği Kürdistan coğrafyasında, Şamanistlerin yap(a)madığını yaptı ve binlerce kürt gencinin bir hiç uğruna ölmesine neden oldu.

Kürdistan davası elbette onurludur ve devlet bu konuda senelerdir kürt halkına zulüm yapmıştır. Ama devletin zulmüne baş kaldırdığını ifade edip, diğer taraftan gençleri devlete kurban vermek ve devletle pazarlık masalarında oturmak, devlete hizmet etmek ve “Kemalizm’e ihlâsla çalışmak”, devletten daha zalimce bir davranıştır.

Şamanistlerin, Kemalistlerin ve satılık liderlerin örtemeyeceği bir gerçek vardır Kürtler hakkında oda Kürtlerin onurlu bir millet olduğu ve onurunu her zaman muhafaza etmesidir.

Dedeleri Selehaddin’i Eyyubi’nin çizgisinden şaşmayan Kürtler, Lozan’da kendisine dayatılan “Dinsiz devlet” tercihini kabul etmemiş ve eline Kur’an alarak İslam’a ve Müslümanlara hakaret eden Yahudi hahamlarına ve batılı müstekbirlere en sert cevabı vermiştir.

Kürtler hiçbir zaman devletin zulüm sarayının bekçiliğini kabul etmemiş ve kendisine devlet tarafından üretilen ve piyon olarak kullanılan “satılık liderlere” itibar etmemiştir.

Kürdistan davası için; terbiyesini Kemalist ve Şamanistlerden alan “Abdullah” lar değil, terbiyesini Kur’an ve Sünnet’ten alan ve özgürlüğün ancak İslam’a ve mukaddesata sarılmakla olacağına inanmış “Abdullah” lar lazım.

Devlete “abd” değil, Ullah’a “abd” olmuş “Abdullah”lardan olmak duasıyla.

 

 

Bu yazı toplam 1795 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
  • Öldürülen PKK'li tartışmalı belgeselde rol almış
  • Yavuz: Ne felaket tellallığı ne de hamaset kolaycılığı
  • "Kur’an kurslarımızı önemsiyor, yıl boyunca devam etmesini istiyoruz"
  • "Kurban; itaatin, teslimiyetin, fedakârlığın sembolüdür"
  • Erdoğan ABD'nin Türkiye'yi tehdit ettiğini açıkladı
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Cizre Medya Medyadaki Gözünüz! | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA