• Şırnak6 °C
  • Batman11 °C
  • Diyarbakır11 °C
  • İstanbul14 °C
  • Ankara10 °C

Hasan Sabaz / Gazeteci/Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kim bunlar?

01 Kasım 2013 Cuma 16:27

Askeri vesayetten kurtulmak için adımlar atılıyor.

Polis devleti imajının bitmesi için polisin müdahale alanı azaltılıyor.

Hükümet durmadan düzenlemeler yapıyor, Bakanlar Kurulu inceliyor, meclis görüşüyor, Cumhurbaşkanı onaylıyor.

Ama hukuksuzluklar da devam ediyor.

Birileri, nerden destek aldığı belli olmayan birileri hukukun dışına çıkıyor, tehdit ediyor, taciz ediyor, kısaca polis devletinin tüm gereklerini yerine getiriyor.

Uzun zamandır kirli bir faaliyet yürütülüyor.

Diyarbakır’da yaşananlarla birlikte işin rengi değişti.

Evde taciz, tehdit ve korkutmadan sonra sokak ortasında eşkıyalık!

Sokakta Müslüman bir kadını kaçırmaya çalışanlar kimlerdir?

Kendilerine “polis” diyen bu çetenin gerçekte kimlerden oluştuğu ortaya çıkarılmalıdır.

Gerçekten polis içindeki “derin” bir yapılanma mı, Emniyet içinde hiyerarşik yapıya göre davranan memurlar mı, MİT’in bir birimi mi?

Kim bunlar?

Polis değilseler neden kendilerini polis diye tanıtıyorlar?

“Polis değilseler” sözünü boşuna söylemiyoruz.

Önümüzde o kadar çok örnek var ki bu türden olayları içeren hangi birinden söz edelim diye düşünüyoruz.

Tehditle, şantajla işbirliği yapmaya zorlananların basında çıkan ifadelerine bakılırsa bu hukuksuz işleri yapanlar polislerdir.

Özellikle bazı illerde örgütlenip İslami derneklere ve müdavimlerine yönelik çalışmalar yapmaktadırlar.

Tinerci gence hal hatır soran, ama aynı genç kötü alışkanlıkları bırakıp İslami bir derneğe devam edince ailesine gidip onu şikâyet edenlerin polis olduğu ortaya çıkmıştı.

Kimi yerlerde de uyduruk bahanelerle şafak operasyonlarıyla ev basıp “ihbar aldık” mazeretini ileri sürenler de polis…

Şikâyetlerde savcılık bir şey yapmamakta, polis yapılan hukuksuzluğu üstlenmemektedir.

Ortada kafa karıştırıcı sonuçlar da vardır.

İsmini vermeyeceğimiz bir ilden bir örnek…

İslami kimliği ile bilinen bir şahıs önce telefonla taciz edilir.

Arayanlar polis olduklarını ve kendileriyle işbirliği yapması durumunda kazançlı çıkacağını, aksi durumda zarar göreceğini söylerler.

Her seferinde direnir şahıs.

Sonra bir ara 155’i arayarak polise şikâyette bulunur.

Aradığı görevliler tacizde bulunanların polis olmadığını, olamayacağını söylerler. Bir dahaki aramada görüşmeyi kabul etmesini, yer ve saatin tayininden sonra kendilerine bilgi vermesini isterler.

Bir daha aradıklarında İslami dernek müdavimi olan şahıs görüşmeyi kabul eder, yer ve saati 155’i arayarak polise bildirir.

Görüşme yerine gider ve kısa süre sonra orası polis tarafından basılır.

Telefonla arayıp tehditle işbirliği teklifinde bulunanlar kimliklerini çıkarıp polis olduklarını söylerler, ama baskına gelenler tarafından yakalanırlar.

Sonrası mı? Belli değil.

Baskına gelenler gerçekten tehditçileri yakaladılarsa gerçekler ortaya çıkacaktır, ama olay yerinden birkaç yüz metre uzaklaştıktan sonra “Bir daha öyle acemilik yapmayın!” diyerek serbest bırakılmışlarsa bu kirli işler devam edecektir.

Hiçbir şey net değil.

Eğer bu kirli ve hukuksuz işin içindekiler polis ise ülkede iki farklı hukukun uygulandığı gerçeği çıkıyor ortaya.

Birileri kendi kafasından işler yapıyorsa o zaman bu derin “çete”lere karşı bir şey yapmayan polis suçludur.

Sadece polis değil, valilikler ve İçişleri Bakanlığı da suçludur.

Bu memleketin dindar insanları da herkes kadar hak sahibi olmak istemektedir.

Tehdit ve şantajla kimse bir yere varamaz.

Üstelik ortada bir Müslüman kadını kaçırmaya teşebbüs etme gibi bir fiil var.

Herkes hesaplarını bir daha gözden geçirsin.

Gün ortasında şehirde eşkıyalık yapan “derin” yapılar ortaya çıkarılsın yoksa tüm kurumlar töhmet altında kalacaktır.

Bu yazı toplam 1381 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Cizre Medya Medyadaki Gözünüz! | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA