• Şırnak33 °C
  • Batman37 °C
  • Diyarbakır33 °C
  • İstanbul29 °C
  • Ankara31 °C

Mehmet Yavuz / Doğruhaber Gazetesi

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Milliyetçilik Üzerine

28 Şubat 2013 Perşembe 09:35

 

Çağdaş Türk ya da Arap milliyetçiliğinin siyonist projelerin ürünü olduğunu hemen belirtelim. Şu an itibariyle Kürt milliyetçiliğinden bahsetmenin bilimsellikle bağdaşmayacağı kanaatini taşıdığım için, Kürt milliyetçiliği ifadesini kullanmadım. Kürdistan’ı dayandığı kadim İslami köklerinden koparmak amacıyla, Müslüman Kürt halkı üzerinde seküler-Marksist projeleri uygulamaya çalışan güçlerin, Türkçülüğe tepkisellik anlamındaki etno-seküler tutumlarını hariç tutmak kaydıyla tabi... Bu tutumun, başka bir kavmi yutmak üzerine kurgulanmış makro düzeydeki menfi milliyetçiliğe dönüşme tehlikesinin de zinhar var olduğunu belirtelim. 


 

Fransız İhtilali’nin omurgasını teşkil eden iki önemli sacayağından biri milliyetçilik, (özgürlük, eşitlik vs.) diğeri ise sermayeyi her şey olarak gören kapitalist liberal ekonominin önem kazanmasıdır. Bu her iki husus, üç bin yıl boyunca “Kabbalistik hedefler”ini gerçekleştirme rüyası gören siyonistler için bir miladın da başlangıcı olmuştur. Dünya üzerinde yaşayan Yahudilerin, Fransız İhtilali’ne kadar Osmanlı hariç hiçbir yerde insan yerine konulmadığını da hatırlatalım.

Milliyetçilik, zaten bir ırkın dini olan Yahudiliği ve Yahudileri bırakın olumsuz yönde etkilemeyi, tam tersine daha da güçlendirmiştir. Milliyetçilikten asıl zarar gören, birden çok kavmi bir arada tutma esasına dayanan imparatorluk ya da ümmet formu içindeki yapılar olmuştur. Kendisini ustalıkla gizleyen kripto siyonistlerin, ümmet bilinciyle birbirine bağlı kavimlere yaptıkları ırkçı aşıların tutması da bahse konu yapıların yıkılma sürecini hızlandırmıştır.

Sözgelimi, Müslüman Türklere Tekin Alp (asıl adı Moiz Kohen’dir) tarafından Türklerin İslam’dan önceki şamanist hayatları hatırlatılarak Ümmetten kopup minimize olmayı netice verecek bir Türk milliyetçiliği enjekte edilirken Müslüman Araplar arasında işbaşı yapan Mişel Eflak tıynetliler de Baas yani Arap milliyetçiliği fikrini hortlatma peşindelerdi. Tek farkla ki birine “Ey Türk Gençliği” retoriği ile hitap edenler, diğerine “Ya Eyyüheş-Şebab’ül Arap” (Ey Arap Gençliği) şeklinde hitap ediyorlardı.

Kuşkusuz Araplara ve Türklere milli bir bilinç(!) kazandırma gayretlerinin altında yatan ana sebep, onları bağlı bulundukları şahs-ı maneviden uzaklaştırarak kolay yutulur lokmalar haline getirebilmekti. Osmanlı bakiyesi topraklar üzerinde kurulan irili ufaklı onlarca devlet, meseleyi çok net olarak özetlemektedir.

Ayrıca, sermayenin belirleyici unsur olduğu liberal kapitalist ekonomik sistemlerin önem kazanması, tüccar kafalı Yahudilerin devletlerin politikalarına yön verebilecek global devasa şirketler kurmalarını da beraberinde getirmiştir. Bu da dünya siyasetini dizayn etme ve devletlerin ekonomileri üzerinde her türlü manipülasyonu yapabilme noktasında Yahudilere önemli hareket alanları açmıştır. Bu husus, ümmetçilik fikrini neredeyse lügatinden çıkarmış, ulus-devlet formunda liberal ekonomik sistemi benimsemiş siyonist mühendislik harikası onlarca devletin teşekkülüne zemin hazırlamıştır.

Başbakan’ın, zihinsel kodlarını deşifre etmeye çalıştığım siyonist projelerin bir ürünü olan İttihatçı-ulusalcı, kafatasçı-şoven zihniyetlere rağmen “Türk milliyetçiliği, Kürt milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği şeytandandır, ayaklarımızın altındadır…”şeklindeki söylem düzeyinde kalmamasını temenni ettiğim sözlerini, üç bin yıllık Kabbalistik rüyanın gerçekleşmesine katkı sunan en önemli argümana vurulmuş ciddi bir darbe olarak görüyor ve takdirle karşılıyorum.

Ayrıca bu sözleri, bir TC Başbakanı’nın dilinden “Kemalizm’in Amentüsü”nden bir esas olan “Milliyetçilik” kalesine yapılmış ciddi bir taarruz olarak görüyorum. O yüzden Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin bu sözler karşısındaki kontrol kaybı ve öfke patlamasının normal karşılanması gerektiğini düşünüyorum.

   Bu arada Türk milliyetçiliğinin etnik değil, kültürel bir tanımlama olduğu teranelerini hala dile getirebilen kimi İslamcı(!) yazarların, Başbakan’ın bu sözlerinden sonra nasıl bir tavır takınacaklarını da doğrusu merak etmiyor değilim. Yazıyı merhum Mehmet Akif’in fazla söze hacet bırakmayan şu dizeleri ile bitirelim:

Hani milliyetin İslam idi? Kavmiyyet ne?

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine!

Arnavutluk ne demek? Var mı şeriatta yeri?

Küfr olur, başka değil kavmini sürmek ileri.

Arab’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e yahut Kürd’e,

Acem’in Çinliye rüçhanı mı varmış, nerde?

Müslümanlıkta anasır mı olurmuş? Ne gezer?

Fikr-i kavmiyyeti tel’in ediyor peygamber.

En büyük düşmanıdır rûh-u Nebî tefrikanın,

Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın.

 

Mehmet Yavuz/Doğruhaber

Bu yazı toplam 1017 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
  • Mehmet YAVUZ'un HABERTÜRK'teki muhteşem konuşması
  • Ilısu Barajı'nda su tutma işlemlerine başlandı
  • İttihadul Ulemadan halkın değerleriyle örtüşmeyen etkinliklere tepki
  • "Maneviyata aykırı konserler faydadan çok zarar veriyor"
  • Xaniké şehidleri kabirleri başında anıldı
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Cizre Medya Medyadaki Gözünüz! | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA