• Şırnak31 °C
  • Batman33 °C
  • Diyarbakır33 °C
  • İstanbul27 °C
  • Ankara30 °C

Hasan Sabaz / Gazeteci/Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ümmetin görevi

14 Nisan 2014 Pazartesi 16:20

Muhammed Kutub, 95 yaşında vefat etti.

 

Çoğumuz onun ismini Seyyid Kutub’dan dolayı duyduk; ama aslında çok kıymetli eserler vermiş, İslam kültürüne büyük katkılar sağlamış önemli bir alimdi.

Muhammed Kutub, Şehid Seyyid Kutub’un 13 yaş küçük kardeşidir.

Seyyid Kutub’la beraber idam cezasına çarptırıldı; ama sonra idamından vazgeçildi.

Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra 1972’de serbest bırakıldı. Muhammed Kutub, o tarihten vefat edinceye kadar Suudi’de kaldı. Uzun süre üniversitede dersler verdi.

Muhammed Kutub’un eserlerini okurken ideolojilerin İslam karşısındaki zayıflığını bir kez daha gördük ve ideolojik saldırılar karşısında bir güven kazandık.

Darwin, Marx, Freud ve Durkheim’in fikirleri üzerinde o kadar çok durdu ki bazen sıkılıp okumayı bıraktık; ama çok sonra bunun nedenini anladık. Bu isimler Batının felsefesi kadar siyaset ve yaşam tarzının belirlenmesinde de etkin bir rol oynamışlardı.

İşte Muhammed Kutub, Batı’nın süslü görüntüsünün arkasında nasıl bir kokuşmuşluğun olduğunu ve aslında zemininin hiç de sağlam olmadığını anlattı.

Allah rahmet etsin.

Doğup büyüdüğü topraklardan uzakta hayatını kaybetti.

Mısır’da firavun zulmünün zirve yaptığı bu günlerde…

Evet, mazlumun yüreğini yakan bu günler.

Sisi’nin yargı tiyatrosu figüranlarının verdiği kararlara değinmek istiyorum.

Zalim bir darbe, zalimlerin katliamları ve zalimce verilen kararlar…

“Şiddete teşvik ettikleri” iddiasıyla 529 kişi idam cezasına çarptırıldı.

Şiddete teşvik etmişler…

“Peki ya şiddet uygulayıp katliam yapanlar neden suçlanmıyor?” diye sormak abes bir şey.

Firavunların devamı olan zalimler kendilerini yargılayacak bir erdem ve şerefe sahip değiller ki.

Kendilerine sunulan kemik kadar konuşuyor, cuntacı efendilerini cansiperane savunuyorlar.

Ve cuntacı efendileri…

Domuzun sütüyle beslenen devşirmeler, domuz gibi konuşuyor, domuzca davranıyorlar.

Bu dil, bu tavır evrensel zulüm şebekelerinin dilidir.

Onlar işgalci ve katliamcı israil’in yaptığı insanlık dışı vahşeti görmezler de meşru müdafaa yolunu benimseyen izzetli Müslümanlar için “terörist” derler.

Afganistan’ı, Irak’ı işgal eder, ülkeleri yağmalar ve her türlü değeri ayaklar altına alırlar; ama namusunu korumak isteyen Müslümana “terörist” derler.

Eleman bulmakta zorluk da çekmezler.

Abbasları, Karzaileri, Malikileri, Allavileri, Sisileri, Esadları her zaman emre amadedir.

Körfezin müfsit krallıkları tüm imkânlarını seferber ederler zalimleri rahat ettirmek için.

529 idam kararı…

Daha sırada başkaları da var diyorlar.

Bangladeş’in zalimleri Abdülkadir Molla’nın şehadeti ile nabız yoklamıştı.

Şimdi Mısır’ın zalimleri o yolu takip ediyor.

Evet, zindanlarda da olsa hakkı haykıran o aziz Müslümanlar idam kararını gülerek karşılıyorlar; ama bizim içimiz yanıyor.

Şehadet mektebinin öğrencileri mezun olmaktan çekinmiyor.

Hasan el Benna’nın, Seyyid Kutub’un, Abdülkadir Udeh’in geçtiği yoldur şehadet yolu.

Ümmet ise üzerine ölü toprağı serpilmişçesine duyarsızdır.

Eskiden tağuti idareler yine vardı; ama Müslüman halklar tepki gösterirdi.

Şimdi herkesin başından aşkın işi var.

Mezheplerinin yayılması için çalışırken kimse ümmetin halini düşünemez.

Tekfirin bir virüs gibi yayıldığı bir dönem yaşıyoruz.

Müminlerin kardeş olduğu hiç hatırlanmaz bu günlerde.

“Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” (Saf Suresi:4) diye buyurmuş Rabbimiz.

Kardeşlik gibi kenetlenmeyi de unutmuşuz.

Birbirimizin açığını bulmak için çaba harcar, açık bulduğumuzda zafer kazanmışçasına ilan ederiz.

Asli vazifemizi tümüyle unutmuşuz.

Bakın Şehid Seyyid Kutub, asli vazifemizi ne güzel izah etmiş:

“Bugün İslâm ümmetine düşen görev şudur: Üzerindeki uyuşukluğu ve ölüm uykusunu atmak, oynanan bütün çirkin oyunları bozmak, çevrilen bütün siyasi dolapları durdurmak ve bu hususta yapılan planları yırtıp atmaktır. Her yerde varlığını yeniden ispat etmeye kalkışmak ve hiçbir insanın söndürmeye güç yetiremeyeceği mukaddes ve yüce iman meşalesini yeniden alevlendirmektedir.”

Rabbim hepimize ümmet olma şuuru nasip etsin.

Amin.

 

Bu yazı toplam 952 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
  • Öldürülen PKK'li tartışmalı belgeselde rol almış
  • Yavuz: Ne felaket tellallığı ne de hamaset kolaycılığı
  • "Kur’an kurslarımızı önemsiyor, yıl boyunca devam etmesini istiyoruz"
  • 18 yıldır evlat hasreti çeken anne hayata gözlerini yumdu
  • "Kurban; itaatin, teslimiyetin, fedakârlığın sembolüdür"
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Cizre Medya Medyadaki Gözünüz! | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA