• Şırnak19 °C
  • Batman20 °C
  • Diyarbakır25 °C
  • İstanbul25 °C
  • Ankara21 °C

Hadi Dündar / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yeni Anayasa: Din, Ahlâk ve Hukuk...

20 Ocak 2016 Çarşamba 22:33

Toplumsal ilişkileri belirleyen genel anlamda din, ahlâk ve hukuktur. Bu üç kavram arasında sıkı bir işbirliği vardır. Hukuk hükümleri aslında ahlâk hükümlerinin formel(biçimsel) halidir denilebilir. Ancak herhangi bir kanun, ilgili ahlâk hükmünün en alt sınırını temsil edebilir. Bu açıdan İslamî nasslar dikkate alındığında hak-vazifenin belirlenmesinde ve haklara saygı, vazifelerin ifası hususunda insan davranışlarını yönlendirmede din-ahlâk-hukuk bütünlüğü esas alınmıştır. Esasen bu üç normatif kurumun kendi aralarındaki çelişkisi toplumda anomi’ye (kuralın etkisini kaybetmesi) yol açar. Bu üç halkadan birisinin eksikliği ya da tam olarak işlevselliğini yerine getirememesi ise haklara saygı ve vazifelerin ifasında yetersiz kalacak bir rejimi ifade eder. Bu işlevini yerine getiremeyen yani yükümlülüklerini ifa edemeyen bu rejim değişmeye mahkûm olduğu gibi insanları, toplumları birbirinden ayırmak için en temel etkendir.

Yukarıda çıkardığımız tahlil geçmişten günümüze oluşturulan anayasaların temel dayanağını oluşturuyor. Evrende bulunan her varlığın bir düzen içinde olması ve bu düzen çerçevesinde hareket etmesi,  o varlık için bir kurallar bütünüdür ve onları ifa etmekle yükümlüdür. Bunlar doğanın kanunlarıdır. Ama insan denen varlığın irade sahibi olması ve birlikte yaşamak için doğa kanunları ile hareket edemeyecekleri için bir düzene ve düzeni sağlamak için de kurallara ihtiyaç duyarlar. Bu kurallar ilk insandan kıyametin geleceği güne kadar muhakkak ki varlığını koruyacaktır. Bu kurallar din, ahlak ve hukuk kurallarıdır. Bu kuralların oluşturmadaki en temel amaç; siyasi, ekonomik ve sosyal felsefenin ışığında kişi hak ve özgürlüklerini, devlet organlarının örgütlenişini ve devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallar bütünü olarak anayasalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Anayasalardaki medeni haklar, mülkiyet, bireysel özgürlük ve adalet, ifade özgürlüğü, düşünce ve inanç hürriyeti gibi temel hak ve hürriyetleri; siyasi haklar seçme ve seçilme hakkını; sosyal haklar ise ekonomik ve sosyal güvenlik haklarını, eğitim ve kamu hizmeti alma hakkını içermektedir. Ama Türkiye’de uygulanan darbe anayasası ve daha önce uygulanan kopya anayasalarla ülke yönetilmeye çalışıldı ve bireysel özgürlük, ifade, düşünce ve inanç hürriyeti gibi, insanların temel haklarını, kültür ve din inançlarını hiçe sayılarak hazırlamışlardır.

Toplumsal ilişkileri belirleyen din, ahlak ve hukuk kurallarıdır. Bunlardan birinin eksikliği toplumda oluşacak sağlıksız ilişkilerden dolayı varlığını sürdüremeyecektir. Yapılan darbe anayasasında sadece hukuk kurallarına dayandırmaya çalışıldı ve iflas etti ama her nedense günümüze kadar varlığını sürdürüyor. Ülkede bulunan bu durumun ve huzursuzluğun sebebi din ve ahlak kısmının eksikliğidir. Ve aynı zamanda ülkede adil bir hukuk sisteminin olmaması ve bunun için çalışmaların olmamasıdır. 

Anayasayı, anayasa hukukçuları yapar. Millet ya da temsilcileri anayasa yapamaz. Nasıl inşaatların projelerini mimarlar çizer, hesaplarını mühendisler yapar ve şantiyeleri yine bu teknik kadrolar yönetirse, anayasayı da anayasacılar yapar. Aynen ameliyatları tıp doktorlarının yaptığı gibi. Bu bir uzmanlık işidir. Anayasa hukukçuları din, ahlak ve hukuk kurallarından oluşan ve milletin kültürüne göre toplum için en sağlıklı ve insan merkezi bir anayasa hazırlamak için çalışmaları gerekir. Burada en çok iş hukukçulara düşmekte ve her fikirden hukukçunun insan merkezli hazırladığı çalışmaları bir havuzda toplayıp milletin yararına olacak yasaları hazırlamak gerekir.

 

Ülkede ister parlamenter ya da başkanlık sistemi olsun hiç önemli değil önemli olan hazırlanan anayasanın ne kadar “insan merkezli” olduğu ve özgürlük kavramının ne kadar genişletildiğidir. Siyasi partilerin 3’er üye göndererek darbe anayasasından daha beter bir metin hazırlanılması isteniliyor. En azından şuan kullandığımız anayasa kopya da olsa hukukçular tarafından hazırlanmış ve biraz adil yeni yapılacak anayasa takım elbisesini ve terör örgütlerini düşünen temsilciler tarafından hazırlanacak bu ne kadar sağlıklı olabilir ne kadar adil olabilir!

Bu yazı toplam 1781 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Eski
Nizamettin
Kalemine sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Bence dediğin gibi bütün hukukçular bir havuz yapmalı. Burada en çok iş muhafazakar hukukçulara düşüyor.hüda par da bir anayasa hazırlamalı ki ülkenin temelline inebilsin
21 Ocak 2016 Perşembe 13:18
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
  • FETÖ'nün bir kumpası daha çöktü
  • Zeynel Bey Türbesi'ni taşıma işlemleri sürüyor
  • SİLAHLAR ABD'DEN UÇAKLAR İNCİRLİK'TEN
  • 'Stres çarkı dikkat dağınıklığına neden oluyor'
  • "HÜDA PAR'a güvenerek 'evet' oyu veren birçok kişi oldu"
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Cizre Medya Medyadaki Gözünüz! | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA